Ana Sayfa ...: T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI :...Favorilerine EkleE-Mail GöndermeGiriş Sayfanız Yapın Derneğimiz Haberler Resim Galerimiz Konuk Defterimiz



 Abdullah PAMUKLU
Müftü
 Mustafa EVET
 Said MUHAMMET
 Ömer K.AHMETOĞLU
 Dr. Kerim BULADI
 Dr. Rahmi YARAN
 Faruk ANA
Müftü
 Abdurrahman AKKUŞ
 Ali YAŞ
 Murat COŞKUNLU
 Nevzat EYÜP
 Kemal AŞIK
 Vehbi AÇIKSÖZ
 Sezai TÜRKOĞLU
   
 


Etkinliklerimizden haberdar olmak için mail listemize kaydolun...

E-mail Adresiniz
 
 

 

 
 

İslam Dini Kurallarına Hayatınızın Akışında Dikkat Ediyormusunuz?
Her Zaman
Zaman Zaman
Belirli Konularda
Hayır
 

 

 
 

A RH (+) 0 RH (+)
B RH (+) AB RH (+)
A RH (-) 0 RH (-)
B RH (-) AB RH (-)
 

 

 
 

Kumru İlçesi; Kumru Müftülüğü Din Görevlileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

 

 

04.09.2009 Cuma: Zekat ve Önemi

 
11.09.2009 Cuma: Kadir Gecesi
 
18.09.2009 Cuma: İbadette Devamlılık
 

20.09.2009 Ramazan Bayramı: Ramazan Bayramı

 

25.09.2009 Cuma: Tevbe ve Önemi

 
 

 

 
 

Kumar ve Zararları
Mahrem Konuları
 

 

 
 
 
Ziyaretçi Sayısı
Misafir
: 6
Bugün
: 35
Toplam
: 31752

 


CİBRİL HADİSİ
 
 
 
CİBRİL HADİSİ

I.HADİSİN TERCÜMESİ:
Ömer b. Hattab (ra)'dan şöyle demiştir: Bir gün biz Rasulullah (sav)'ın yanında iken birde baktık ki elbisesi bembeyaz , saçları simsiyah, üzerinde yolculuk alameti olmayan biri karşımıza çıkageldi. Onu bizden kimse tanımıyordu. Nihayet Peygamber (sav )'in yanına oturdu. Dizlerini dizlerine dayadı, iki elini Peygamber'in iki dizi üzerine koydu ve "Ya Muhammed, İslam hakkında bana haber ver" dedi. Rasulullah (sav): "İslam; Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed (sav)'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan'da oruç tutman ve yoluna gücün yeterse Beyti (Kâbe'yi) haccetmendir" buyurdu. Adam: "Doğru söylüyorsun" dedi. Biz onun hem peygambere soru sorup hem de cevap vermesine taaccüp ettik. Adam: "İman hakkında da bana haber ver" dedi. Rasulullah(sav): İman; Allah'a Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, ahiret gününe iman etmendir. Kadere, hayrına ve şerrine de iman etmendir" dedi. Adam: "Doğru söylüyorsun" dedi ve "İhsan; hakkında bana bilgi ver" diye yine sordu. Rasulullah (sav): "ihsan; sanki görüyormuşsun gibi Allah'a ibadet etmendir. Her ne kadar sen O' nu görmüyorsan da, O seni görüyor" buyurdu. Adam: "Doğru söylüyorsun" dedi ve "Kıyamet hakkında bana haber ver" diye tekrar sordu. Rasulullah (sav): "(Bu konuda) sorulan sorandan daha bilgili değildir" diye cevap verdi. Adam: "Öyle ise kıyametin alametlerinden haber ver" dedi. Rasulullah (sav): "Cariyenin efendisini doğurması, yalınayak sırtı çıplak fakir koyun çobanlarının bina yaptırmada yarıştıklarını görmendir" diye cevap verdi. Hz Ömer şöyle dedi: Sonra adam gitti. Rasulullah (sav) bir müddet öyle durdu, sonra bana "Ya Ömer, soran kimdir biliyor musun" Dedi. Ben: "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dedim. Rasulullah (sav): "O, Cibril'dir. Size dininizi öğretmek için gelmişti" buyurdu.
           
II. HADİSİN TAHRİCİ:

1. Buhari, İman:37, Tefsiru'l-Kur-an:
2.Müslim, İman:9.10.11
3.Tirmizi, İman an Resulillah:
4.Nesai, İman ve Şeraiuhu:
5. Ebu Davud, es-Sünne:
6.İbn-i Mace, Mukaddime fi'l-İman
7. Müsned-i Ahmed b Hanbel, Hadis No:179, 346, 352, 2775, 9138 vd.

Not:Tahricini verdiğimiz Cibril hadisi dört sahabi (Hz.Ömer, Ebu Hureyre, Ebu Zerr, Amir/Ebu Malik) tarafından rivayet edilmiştir.

III. HADİSİN RAVİLERİ:

Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde ki rivayete göre hadisin rivayet zincirinde altı ravi bulunmaktadır.

1.Ömer b. Hattab (vefatı: h.23): Hulefa-i Raşidin'in üçüncüsü ve Paygamber (s.a.v) 'in kayınpederidir.
2.Abdullah b. Ömer (h.73):Abadile'den ve muksirundandır.(Yani binden fazla rivayeti vardır.)
3.Yahya b. Ya'mer (h.89): Tabiindendir ve sika bir ravidir.
4.İbn-i Büreyde (h.115): İsmi Abdullah'tır, Tabiinden ve sika bir ravidir.
5.Kehmes (h.149): Künyesi Ebu'l-Hasen'dir, tabiinin küçüklerindendir, sikadır.
6.Yezid b. Harun (h.206): Etbau't-tabiindendir ve sikadır.

IV. HADİSİN AÇIKLAMASI:


Cibril hadisi diye meşhur olan bu rivayette Cebrail'in sorularına mukabil Peygamber (a.s)'ın dilinden açıklaması yapılan dört temel kavram vardır: İslam, İman, İhsan ve Kıyamet.

İslam: Sözlükte teslim olmak, boyun eğmek, kurtuluşa ermek gibi anlamlara gelen silm kelimesi ve müştakları Kur'an-ı Kerim'de sekiz defa kullanılmıştır. Kavram olarak İslam, Hz. Muhammed'in esaslarını vahiy yoluyla Allah'tan aldığı ve uygulamalarını bizzat kendisinin gerçekleştirdiği, Kur'an-ı Kerim'de de böylece isimlendirilen (Al-i İmran:3/19,85) dinin adıdır. Müslüman ise bu esasları kabul edip uygulayan kimsedir.

İslam, ayrıca vahiy geleneği içerisinde Allah-u Teâla'nın gönderdiği bütün dinlerin genel ismidir. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Nuh, İbrahim ve Yakup peygamberlere de Müslüman olmaları buyrulmuştur.

Hadiste de önce kelime-i şehadet ile iman esasına vurgu yapılmış ardından bir müslümanın günde, ayda, yılda ve ömürde yapması gereken amellere işaret edilmiştir. "İslam nedir?" sorusuna böylelikle dil ve organların yapması gereken amellerle cevap verilmesi kavramın kök anlamıyla da doğrudan uygunluk arz etmektedir.

Efendimiz (a.s) aynı konuları Dımam b. Sa'lebe'ye, Rebia kavminden gelenlere ve Necidli bir kimseye de farklı zamanlarda İslam kavramı muvacehesinde tekrarlamıştır ki bunlar İslam'ın şartları adıyla yaygınlık kazanan Kelime-i Şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmek emirleridir.  

İman: Güven içinde bulunmak, yürekten inanmak, bir sözü tasdik etmek, kabullenmek ve gönül huzuru ile benimsemek anlamlarına gelir. Kur'an-ı Kerim'de 800'den fazla yerde zikredilen kavram "Allah'tan alıp din adına tebliğ ettiği kesinlik kazanan hususlarda (zarurat-ı diniye) peygamberi tasdik edip bunların gerçek olduğuna gönülden inanmaktır."

Ehl-i Sünnet inanç esaslarında bunlara "amentü" denilir ve altı esastan oluşur. Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe ve kadere inanmak. Bazıları, altıncı esas olan "kadere inanmak" ilkesinin ayetlerde (Bakara:177 vd) yer almadığını, hatta Cibril hadisinin Buhari rivayetinde olmadığını gerekçe göstererek iman esasları içinde sayılmaması gerektiğini söylese de bu mesnetsiz bir iddiadır. Çünkü "kadere inanmak" her ne kadar mezkûr ayette zikredilmese bile Ahzab:38, Ra'd:8, Hicr:21 ve Kamer:49 ayetlerinde açıkça yer almaktadır. Bakara 177. ayette olduğu gibi kadere imanın serdedilmemesi onun ilim, irade, kudret ve tekvin sıfatları içerisinde mütalaa edilebilir olmasındandır. Ayrıca Cibril hadisinin İbn-i Hanbel, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace ve Nesai rivayetlerinin hepsinde kadere inanmak kısmı mevcuttur. Hal böyle olunca Mutezile ve bazılarının iddiası çokta tutarlı görünmemektedir.      

İhsan: Sözlükte güzel olmak kökünden başkalarına iyilik etmek ve yaptığı işi güzel yapmak anlamlarına gelir. Ahlaki olarak ihsan, iyiliklerde farz olanın ötesine geçip isteyerek fazlasını yapmaktır. Kavram Kur'an-ı Kerim'de yetmişten fazla tekrar edilmiştir.

İhsanın anlam çerçevesinde iki ana tema vardır. Bunlardan birincisi hilimden kaynaklanan bir anlayışla başta ebeveyn olmak üzere bütün insanlara karşı sevgiye dayanan bir özveriyle davranmaktır. İkincisi ise kulun Allah'a karşı hissettiği derin bağlılık ruhunun amellerine yansımasıdır. Hadiste de ihsan kelimesi bu manaya vurgu yapmaktadır. Allah'ı görür gibi veyahut ta her daim O'nun görüş alanında olduğunu hatırda tutarak ibadet etmektir. Görüldüğü gibi kavram bu şekliyle ihlâs ve takva ile birebir bağlantılıdır. Çünkü İhlâs her türlü dini vecibeleri başkalarının övme ve yermesine aldırış etmeksizin şirk ve riyadan uzak, sırf Allah için halis bir niyetle yapmaktır. Takva ise dünya veya âhirette ilâhi azaba sebep olabilecek söz, fiil ve davranışlarda her türlü günahtan sakınmak anlamına gelir.

es-Saatü (Kıyamet): Hadiste Peygamber (a.s)'a son yöneltilen soru ise Kıyametin zamanı hakkındadır. Hâlbuki Kur'an-ı Kerim'de kıyametten bahsedilirken hep yaklaştığı, ansızın geleceği ve alametlerinin belirdiği ifade edilir. Yani kıyametin kopma saati gaybi bilgiler cinsinden zikredilip onun ilmi alimü'l-gayb ve'ş-şehade olan Allah (c.c)'a ait olduğuna vurgu yapılır. Efendimiz (a.s)'da bu gerçeğe işaretle çok latif bir cevap vermiştir; "sorulan sorandan daha bilgili değildir".

Bununla birlikte Allah'ın dilediği kullarına gayb hakkında bilgi vereceği gerçeğine (Al-i İmran:179) itimaden ümmetine bir takım ipuçlarından bahsetmiştir.

Cariyenin efendisini doğurması; bazı âlimler bu ifadeye zahiri yaklaşıp ümmü veled'in satılması bağlamında açıklamalar yapmışlarsa da çocukların anne baba haklarına riayet etmeyip gelecekte ebeveynlerini köle, cariye gibi kullanacakları şeklinde anlamak hiç şüphesiz daha gerçekçi bir yorum olacaktır.

Yalınayak, sırtı çıplak fakir koyun çobanlarının bina yaptırmada yarışmaları; çok sade ifade ile haksız kazanç yahut günümüz diliyle "hortumlama" yöntemidir. Veya şairin ifadesiyle; Çoban çevirirse sürüyü ters yöne,  Hiç topal koyun gelmez mi öne"

Hadis-i Şerif'in bazı rivayetlerinin sonunda ise Lokman Suresi 35. ayet yer almaktadır. "Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır." Kimi müfessirler ve özellikle halk tarafından buradaki sayılan maddeler bazı hadislerle irtibatlandırılarak mugayyebat-ı hamse "beş bilinemeyen gizli" tamlamasıyla yaygınlık kazanmıştır. Hâlbuki ayet sayılanlardan üçünün bilgisinin Allah'a ait olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla yağmurun ne zaman, nereye yağacağı ve rahimlerde olanın mahiyetini gayb sahasına ekleyip ardından günümüz ilmi verilerle çelişmesini önlemek için bin bir türlü yoruma gitmek gereksizdir. Zaten İmam Maturidi de En'am suresindeki "mefatihu'l-gayb" terkibini aynı surenin 50,59. ayetleriyle izah edip mugayyebat ifadesine daha dar bir anlam yüklemektedir.

V.HADİSTEN NOTLAR:

1.İslam, emirleri amellerle açığa çıkarıp dış görünümün de şekillendirilmesini ister.
2.İslam'ın ana ilkesi olan Kelime-i Şehadet bütünü tamamlayacak ölçekte Amentü esaslarına matuftur.
3.Her iki esasın temelinde de ihsan (ihlâs) olgusu vardır.
4.İlk iki maddede sayılan ilkeler derhal yerine getirilmelidir çünkü kıyamet zannedilenden çok daha yakındır.
5.Soru-cevap yöntemi Cebrail ile karşılıklı uygulanmış nebevi bir usuldür.
  
Abdurrahman AKKUŞ-Öğretmen Darıca Eğitim Merkezi

 
 
Bu Yazı 1805 kez görüntülenmiştir..
 
 
Abdurrahman AKKUŞ Tarafından Yazılan Tüm Yazıların Başlıkları Okunma

CİBRİL HADİSİ

1805


NİYET HADİSİ

941
Kategoriler


Bismillahirrahmanirrahim
"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim. "
Insanlar!
"Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur. "
Ashabim!
"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur. "
Ashabim!
"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz. "Ashabim!" "Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir. "
Ey insanlar!
"Muhakkak ki, şeytan şu topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz. "
Ey insanlar!
"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. "
Ey mü'minler!
"Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir. "Mü'minler! "Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir. "Ey insanlar! "Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder. "
Ey insanlar!
"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Araap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir. "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz. "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz: Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz. Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hirsizlik yapmayacaksiniiz.. "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir. "Insanlar! "Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?" Saheb-i Kiram birden söyle dediler: "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!" Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:
"Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, Yâ Rab!"

 

 

 
 

...:: Duyurular ::...
 

 

 
 

 


 

ORDU
 

 

 

...:: Duvar Yazısı ::...
”ŞEREFLE BİTİRİLMESİ GEREKEN EN AĞIR GÖREV “HAYATTIR” BU NEDENLE; BİRLOKMA EKMEK İÇİN ŞEREFİNİ AYAKLAR ALTINA ALMAYA, BİR ANLIK ZEVKİN İÇİN NAMUSUNU LEKELEMEYE, BİR ZAMANLIK MEVKİ İÇİN AYAK ÖPMEYE, GÜNLÜK MENFAATLERİN İÇİN FAZİLETİNİ KARARTMAYA DEĞMEZ…”
 

 

 
 

 

 

 
 

 

 

 
 

 

 

 
 

 

 

 
 

 

 

 
 

 

 
 
© 2007 Din Görevlileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği- Designed By Şuayip YEŞİLDAĞ